<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><?xml-stylesheet type='text/xsl' href='http://kamichas.spaces.live.com/mmm2008-07-24_12.50/rsspretty.aspx?rssquery=en-US;http%3a%2f%2fkamichas.spaces.live.com%2fblog%2ffeed.rss' version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:msn="http://schemas.microsoft.com/msn/spaces/2005/rss" xmlns:live="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/" xmlns:cf="http://www.microsoft.com/schemas/rss/core/2005" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"><channel><title>And so it goes...: Blog</title><description /><link>http://kamichas.spaces.live.com/blog</link><language>en-US</language><pubDate>Thu, 03 Jul 2008 04:37:34 GMT</pubDate><lastBuildDate>Thu, 03 Jul 2008 04:37:34 GMT</lastBuildDate><generator>Microsoft Spaces v1.1</generator><docs>http://www.rssboard.org/rss-specification</docs><ttl>60</ttl><cf:parentRSS>http://kamichas.spaces.live.com/feed.rss</cf:parentRSS><live:type>blog</live:type><live:identity><live:id>5227688760899176565</live:id><live:alias>kamichas</live:alias></live:identity><cf:listinfo><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="typelabel" label="Type" /><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="tag" label="Tag" /><cf:group element="category" label="Category" /><cf:sort element="pubDate" label="Date" data-type="date" default="true" /><cf:sort element="title" label="Title" data-type="string" /><cf:sort ns="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" element="comments" label="Comments" data-type="number" /></cf:listinfo><item><title>karabasan</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!259.entry</link><description>&lt;div&gt;şu cumhurbaşkanlığı seçimi ve ardından gelen rezaletlerle birlikte benim de geçen aydan beri üzerime bir karabasan çöktü, ruhum karım karım karardı. sevgili türk halkının, yani arkadaşlarımın, dostlarımın, selamlaştığım çoğu insanın heyecanla ele ele verip, bayraklar, emailler, sloganlar hatta hakaretlerle memleketi kurtarmaya girişmelerinden, ya da gözlerini sıkı sıkıya kapamalarından, hele hele de 27 nisan gecesinden bu yana, ben yaşadığı ülkeden umudumu kestim. ağır birşeymiş bu, hakikaten böyle evde otururken insan üstünden atmak için bilinçsizce sık sık offff'luyor ama işe yaramıyor. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;neyse ki iki tane bayıldığım kadın var. oh, diyorum, işte sonunda. kafayı sıyıran ben değilmişim yani. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;birincisi, geri dönüşünden sonra bir süre tekerlemeler uydurduktan sonra son günlerde nihayet kendine gelen perihan mağden. 1 mayısta çıkan yazısında, benim herkeslere haykırmak isteyip de boşver diyip geçtiğim her şeyi böyle çatır çatır yazmış. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=219928"&gt;http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=219928&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir de birkaç aydır defne koryürek'in blogunu takip eder oldum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://abesleistigal.blogspot.com/"&gt;http://abesleistigal.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;azıcık nefes almak için herkeslere tavsiye. &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+karabasan&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!259.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!259.entry</guid><pubDate>Thu, 03 May 2007 09:57:09 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!259/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!259.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-05-03T09:57:09Z</dcterms:modified></item><item><title>28</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!252.entry</link><description>&lt;div&gt;
&lt;div&gt;şanslıyım, bebekliğimden bu yana çekilen herhalde kimsede olmadığı kadar çok fotoğrafım var. Çünkü ağabeyim Eşref iyi bir fotoğrafçıdır (aynı zamanda da aile albümlerimizin koruyucusudur). son sıralarda albümlerdeki fotoğrafları nette yayınlamaya başladı. (bir kısmı için &lt;a href="http://www.flickr.com/photos/esref/"&gt;buraya buyurun&lt;/a&gt;, ama çoğu başka yerde) ben de böylece fotoğrafların bir kısmına kavuşabildim. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Eşref, daha eski olan fotoğrafın altına &amp;quot;gördüğüm anne kız resimleri arasında en güzeli&amp;quot; diye not düşmüş. diğeriyse benim en sevdiğim, bakmaya doyamadığım bir fotoğraf. annem olsa, &amp;quot;kaldır şunu gözümün önünden, çok yaşlı çıkmışım,&amp;quot; derdi, ama bence hastalığına rağmen her zaman çok güzeldi. yüzündeki çizgiler anneanneminkilerle aynı yerde, sanki kadınların ortak bir sırrı varmış gibi. Bende şimdilik sadece şu kaşların arasındaki derin çizgi var, annem gibi sık sık kızıp, kaşlarımı çattığım için. bu fotoğraf da bana annemin arkasından gittiğimi söylüyor sanki. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ben hep doğum günlerimde, çocukken Ankara'da doğum günüm kutlanırken annemin dışarıdan bahar dalları toplayıp, masa örtüsünün kenarlarına iliştirdiğini hatırlıyorum. her şeye bu kadar özen gösteren bir kadındı annem. her gün annemi hatırlamak için bir nedenim oluyor da, doğum günlerimde daha bir özlüyorum. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pqk-gWMotMgdwgMH8XckurR2jyRoCJX-8E9tQsUrtg20A06qHThrdAA"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;253&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pUO0Al1zVSsb_pdEsZtHMup60wStBklgkaq3VuNT-rPD0vyxVudW_dQ"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;254&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+28&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!252.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!252.entry</guid><pubDate>Fri, 23 Mar 2007 15:29:45 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!252/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!252.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-03-23T15:29:45Z</dcterms:modified></item><item><title>çok sonra bir ara</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!244.entry</link><description>&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yazamıyorum. yazamıyorum. hiçbir şey yapamıyorum. bu blogun bir yerlerinde &amp;quot;erenköylü bir iyi aile çocuğuyla evlenip, burada yemek tarifleri yazacağım&amp;quot; mealinde bir şeyler yazan şom ağızlı parmaklarım kırılsın.(hayır evlenmedim canım.) &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aylar sonra (hmm, 6 dan çok, 12'den az) sonunda manitusla gecelerimizi ayrı ayrı takılarak da geçirebileceğimize aklımızın ermesi ya da canımızın öyle istemesi aşamasına geldikten sonra (aslında onun aklına erdi, benim akıl hala yemek tariflerinde) bir cuma gecesi evde yalnız kalmış bulunuyorum. bilgisayarım aylardır word dökümanlarına yazıp yazıp -muhtemelen akşam yemeğini pişirme zamanı geldiğinden- yarım bıraktığım birşeylerle dolmuş. pek de dert etmiyorum. ya da ediyorum. aslında ediyorum da, yazamıyorum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;şu sıralar hayatımda geç kalmış &amp;quot;oz&amp;quot; takıntım dışında hiçbir şey yok. günlerim gece olsun da oz başlasın diye düşünerek geçiyor. dışarı çıkmak istiyorum, kız arkadaşlarımı görmek istiyorum, konserlere gitmek istiyorum, ayna karşısında süslenmek istiyorum, oray eğin okuyup sinir olmak istiyorum, müzik dinlemek istiyorum. da bunları böyle sıralayınca olmuyor işte. enerjim yok. sonraaa. aklımda bir sürü olası sex and the city açmazı var toparlanabilecek. ama onları toparlamak da mümkün değil, söyle kızlarla baş başa vermek lazım. ama herkes ya çok çalışıyor, ya da evlendi ya da evlilik hazırlığında hatta hatta karnı burnunda. yaş 30 oldu ya, herkeste bir tuhaf telaş hali. 10 sene sonra hepimizin aklı başına gelir mi? herkes boşanıp, işini gücünü bırakıp yeniden bir araya gelir mi? gelse mi? onu da bilmiyorum. galiba anneme benziyorum. &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+%c3%a7ok+sonra+bir+ara&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!244.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!244.entry</guid><pubDate>Sat, 17 Mar 2007 00:02:52 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!244/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!244.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-03-17T00:02:52Z</dcterms:modified></item><item><title>tasa(r)landım</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!243.entry</link><description>&lt;div&gt;doğalgaz faturam 180 YTL geldi. anladım ki ben 7 senelik çalışma hayatının ardından, ayda 3 işi bir arada yaparak bile olsa, henüz bir doğal gaz faturasını kapatmaktan aciz bir insanım. ama sorun değil. çözümünü buldum. bugüne bugün kendimi metin tasarımcısı ilan ediyorum. sonunda ben de tasarımcı oldum. kart da bastıracağım böyle. fiyatı paragraf başına 100 dolardan açıyorum. yerse. &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+tasa(r)land%c4%b1m&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!243.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!243.entry</guid><pubDate>Wed, 13 Dec 2006 13:14:09 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!243/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!243.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-12-13T13:14:09Z</dcterms:modified></item><item><title>catnip dream</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!242.entry</link><description>&lt;div&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;büyük kararı verdim: çalışmayacağım. çalışmayacağım ulen!! ama sadece yarım saatliğine. zaten öğle tatili olduk, sınıfları doldurduk. sevgili patronaj, sen kızma, emi!?&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;bu ay da pms’i atlatmış bulunuyorum. Hasar tespiti şöyle: &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;kavgalama: 2 sinir krizi: 0 Ağlama krizi: 2 tüketilen çikolata: 2 &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;Sevgi gösteren sevgiliyi yalancılıkla suçlama:0,5 &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;Telefon eden babayı baskıcılıkla suçlama: 0&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;Telefon etmeyen babayı ilgisizlikle suçlama: 0&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;bu şahane başarıyı, valerian root denen ve hayatımda bugüne kadar işe yaradığını gördüğüm tek bitkisel ilaca borçluyum. gerçekte uyku ilacı niyetine kullanılsa da, yalan, en azından o açıdan etkilemedi. ama sabah 8 olup da saat çaldığı anda yataktan zıpkın gibi fırlatma etkisi var. insanı daha bir enercik, daha bir cimcime, daha bir şakacı yapıyor. Ve çokkk kötü kokuyor, öyle böyle değil. Ama ben bu saçma bitkiyi öyle çok sevdim, öyle çok sevdim ki o kusmuk kokusuna bile hastayım. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;valerian root denilen bu nane, aslında catnip olarak çoğu insanın bilmesi gereken ama bilmediği kediotu işte yahu baya. Kediotu ne derseniz, kısacası “kedi otu” işte. aaa, çok sordunuz. kedinin önüne koyuyorsunuz, iki koklamada kafayı bulup yerde taklalar attıktan sonra uykuya dalıyor. yani biz kötü hayvan sahiplerinin, erkek kediye pembe tasma takmak, kafalarına bant yapıştırıp yampiri yürütmek, müzik eşliğine patilerini tutup zorla dans ettirmek, gel mama vericem diye çağırıp, burunlarına soğan dayamak veya mandalinanın suyunu suratlarına pörtletmek falan gibi yaptığımız hunharca eğlencelerin bir uzantısı. panter emel duymasın ama kedim beni hala seviyor. geçen gece de valerian root şişesini patileriyle kavramış koca kafasını içine sokmaya çalışıyordu. çok istedim sokmasını. hatta arkadan az ittirdim. sığmadı.&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;yılbaşı yaklaşıyor. noel de yaklaşıyor ama biz türkler hepsine yılbaşı diyoruz zaten. &lt;/font&gt;&lt;a href="http://www.allmusic.com/cg/amg.dll?p=amg&amp;amp;searchlink=SUFJAN|STEVEMNS&amp;amp;sql=11:ppec97uakrrt~T1"&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;Sufjan Stevens&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;'ın &amp;quot;Songs for Christmas&amp;quot; ını merakla indirmeye çalışyorum, soulseek'de günlerdir sırada bekliyor. beklemese de birşey fark etmeyecek, zira iş yerim seneler sonra bana dial up keyfini yaşatıyor. kendilerine teşekkürü borç bilirken, binmesem de taksi ücretlerine gelen zammı  da protesto ediyorum. igdaşı ve türk telekomu da. ayrıca gelir vergisini de vermek istemiyorum, benim gelirim bana ancak yetiyor devletle paylaşmak istemiyorum. noterleri iyice protesto ediyorum, bir kağıt parçasına 60 milyon istiyor dangalaklar. ama yine de bir daha dünyaya gelirsem noter olmak istiyorum. ya da muhtar. ya da vali. öyle şiş göbekli, keltoş bir adam olmayı hayal ediyorum. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;günün hay akıl fakir yarabbimi: elele dergisi 2 senedir 30. yılını kutluyor. kadın dergisi ya, illa hesap hatası yapacaklar. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;günün notu: icon’ın çıkışı ocak’a kaldı. Bayinizden sonra istersiniz. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#353535" size=2&gt;günün dileği: papa İstanbul’a yerleşsin. trafiksiz hayat şahane. &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+catnip+dream&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!242.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!242.entry</guid><pubDate>Fri, 01 Dec 2006 11:34:12 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!242/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!242.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-12-01T12:50:03Z</dcterms:modified></item><item><title>elektrik sobası ve bilmemne</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!240.entry</link><description>&lt;div&gt;güneye taşınamama, ingiltereye gidememe, amerikaya göçememe, onu yapamama bunu yapamama halinin ortasında nasılsa yeni bir eve kapak atmış bulundum bulunmasına da, internetim yok telefonum yok. daha düne kadar doğalgazım yoktu. ondan önceki gün tavan aktı. iş yerimde kalorifer yok. elektrik sobası yaşıyor odanın ortasında.  hayat çok zor be. aha şimdi gidiyorum telekoma. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yok yok. evim güzel. ev güzel. eşyalar güzel. kedim güzel, köpeğim güzel, sevgilim güzel. daha ne be. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hakikaten fazla ara vermişim, ne yapmışım ben böyle. ama sorun söyle bişi. bu ilişki denen nane içinde yaşadığım her şeyin bir şekilde bir başkasına da ait olma hali beni rahatsız etti şekerlerim, ondan yazamadım. hala da yazamam yani. bu böyle laf olsun diye. şakacıktan:P&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;neyse asıl konu: &lt;a href="http://http://www.icon-magazine.co.uk/"&gt;icon&lt;/a&gt; türkiye aralık ayında bayilerde. sana noluyo diyeceksiniz. bilmiyorum hakkaten bana noluyor. tasarımcı değilim, cool hiç değilim. akşama ne yemek yapsam diye düşünüyorum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ayrıca ben gideliberi bu spaces'ın yeni halinden hiç hoşlanmadım. nerde bunun publish'i be?&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+elektrik+sobas%c4%b1+ve+bilmemne&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!240.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!240.entry</guid><pubDate>Tue, 07 Nov 2006 12:08:16 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!240/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!240.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-11-07T12:08:16Z</dcterms:modified></item><item><title>life is a cabaret midir nedir?</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!236.entry</link><description>bu aralar hic yazasim yok. tehlike sinyali yani. ama yazsam simdi asktan meskten, hayatin bir tuhafligindan soz etmem, aha buraya tukurdugum her seyi sapur supur yalamam gerekecek, personama uymaz sekercagizlarim, boyle idare edin... &lt;br&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+life+is+a+cabaret+midir+nedir%3f&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!236.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!236.entry</guid><pubDate>Mon, 12 Jun 2006 22:06:46 GMT</pubDate><slash:comments>3</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!236/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!236.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-06-13T13:26:33Z</dcterms:modified></item><item><title>kadınlık halleri</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!235.entry</link><description>&lt;div&gt;bir kadının en beter hali kendisiyle, bedeniyle savaştığı hali. bedenim söz dinlemeyip kendi başına işlere kalktığında mesela, ben kendisini tanıyamadığımda, çok kızıyorum. güzel geçinip gidiyoduk, nedir bu tripler diyorum ama dinlemiyo, zaten her ay küçük çapta yapıyo bunu. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;allah entegrasyonumuzu bozmasın, amin. öte yandan bir kadının en sevdiğim haliyse &amp;quot;ben bir bok yedim, ehi ehi&amp;quot; diyen kız arkadaş hali. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;beni hormonlarıma emanet etmeyiniz.  mesela ben bilgisayarın başına başka birşey yazmak için oturmuştum, ama aniden fikir değiştirdim, alnımdaki damarlar kabarmış şekilde, dün gece unisom alıp bayılmama neden olan tespitimi bağırmak istiyorum hepinize: bizim adamların büyük kısmı &amp;quot;az veren candan, çok veren maldan&amp;quot; sözünü yanlış anlamışlar. &amp;quot;ben bir bok yedim, ehi ehi,&amp;quot; diye gelen kız, şimdi üzgünse, ben kız arkadaşlığın gücü adına o herifin kafasını alıp duvara çarpa çarpa kızın bol bulup da savurmadığını, birini bedeniyle sevme isteğinin de, üreme amacının da, basbaya cinsel ihtiyacın da her zaman özel olduğunu, ancak &amp;quot;veren&amp;quot; kadının sevebileceğini muhtemelen sarsıntı geçiren beynine sokmaz mıyım? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bağırmak dedim de, kadının başka bir sevdiğim hali de, avazı çıktığı kadar bağıran hali. ben mesela ayağıma basıldığında, bağırıyorum. insani bir tepki aslında, canım yanıyo. bağıracak gücü bulmam, canımın yanmadığını göstermez. di mi şekercağızlarım? &amp;quot;ühü ühü ühü, küçük, &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;tatlı papişimin üstünden ayağını çeker misin, çünkü ben çok iyi yürekli bir kız çocuğuyum&amp;quot; yerine &amp;quot;çek lan ayağını&amp;quot; demem, ağrı eşiğimin yüksek olduğunu göstermiyor. üstelik ne yazık ki genellikle kadınların ayağına basma kabiliyetine sadece canını yakabilecek kadar sevdikleri sahip oluyor. erkeklerinki gibi iktidar savaşından gelen bir alışkanlık değil bizimkisi.  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yani ben kadının sevenini, utanmadan sevişenini ve korunmak için stratejilerle değil, içgüdüleriyle savaşanını seviyorum efendim. 50 kiloluk bir sabun kalıbından farksız olanlarını hayatımda barındırmıyorum. anladım ki benim kadın zevkim erkeklerle uyuşmuyor. dolayısıyla ben, dün gece gece aklıma düşen &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0112379/"&gt;antonia's line&lt;/a&gt;'ın da etkisiyle hayatımdaki bütün hayran olduğum kadınları uygarlıktan uzak pastoral bir ortamda bir araya toplama hayaline başladım. benim şu gözlerimle gördüğüm en erotik sahne olan antonia'nın tarlaya tohum serpmesini o kadınlarla canlandıralım mesela. ama hiçbir erkek görmesin. anlamazlar çünkü, yine sinirlenen biz oluruz. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+kad%c4%b1nl%c4%b1k+halleri&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!235.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!235.entry</guid><pubDate>Fri, 02 Jun 2006 01:54:04 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!235/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!235.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-06-02T01:58:15Z</dcterms:modified></item><item><title>not-so-elegantly wasted</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!233.entry</link><description>&lt;div&gt;inxs'in geçtiğimiz yıl michael hutchence'siz bir albüm çıkardığından bugün vh1 sayesinde haberim oldu. aslında grubun pop idol benzeri bir yarışmadan birinci çıkacak kişiyi grubun solisti yapacaklarını duymuştum, ama bu kadar umutsuz olduklarına inanasım gelmemişti. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;grubun başındaki gürül sesli ve komik derecede cool çocuğun kim olduğunu merak edip araştırdım ki ne göreyim. hakikaten dedikodular doğruymuş, rock star:inxs diye bir reality show düzenlenmiş ve j.d. fortune denen çocukcağız finale kalıp inxs'in solisti olmuş. yani tahtaya vurarak söyleyeyim, mazhar alanson'a birşey oluyor, fuat'la özkan'da onun yerine pop star abidin'i alıp yollarına devam ediyorlar gibi bir durum. ecnebiler buna şöyle tepki verirler şekercağızlarım: pathetic!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ama acele etmiş olurlar. elimizde jd fortune'la ilgili daha patetik bilgiler de var: kendisi eski bir elvis impersonator, dövüş sanatları öğretmeni ve bir &lt;a href="http://spaces.msn.com/RockstarJDFortune/"&gt;msn space&lt;/a&gt; sahibi. dünyanın en berbat 3 uğraşı yani. hah, bir de kendisi kanadalıymış. hahaha haha ha.  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://spaces.msn.com/RockstarJDFortune/"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aslında &amp;quot;ay ay adam mezarında ters dönecek&amp;quot; hassasiyeti gösteresim yok. ama inxs'in benim ve herhalde benim yaşlarımdaki bir sürü insanın kişisel tarihindeki yerini böyle sarsmalarına da alındım. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir kere sezen cumhur önal'ın elinden kurtuluşumuzun ilk adımı olan magic box'ın test yayını hatırlayınca benim gözümün önüne suicide blonde klibinin üstümüze üstümüze yürüyen at gibi sarışınları geliyor. sonra, o zamanlar inxs dinlemek sağlıklı birşeydi, çünkü bizim dünyamızdaki alternatifi nkotb idi. yani inxs olmasa şimdi celine dion yoluna sapmış olabilirdik. bir de inxs, isminin telaffuzundan, müziğin kendisine ve elbette michael hutchence faktörüne kadar her şeysiyle &amp;quot;seksi&amp;quot; bir gruptu. bu o zaman pek isimlendiremediğimiz bir lezzetti tabi, ama düşüncesi ilk ergenlik döneminde kafamızı iyice karıştırıp, yakamızdan düşmüyordu. zaten o zamanki kız güruhumun michael hutchence'i &amp;quot;tatlı&amp;quot; (cümle içinde kullanırsak &amp;quot;ay çok tatlı!&amp;quot;) bulmasının tek nedeni kelime haznemimizin yetersizliğiydi herhalde. tabi bir de önce adamın posterine, sonra da mahallenin sivilceli oğlanlarına bakıp &amp;quot;e bu da erkek, o da, ama???&amp;quot; travmasını atlatabilenlerimiz şimdi evlenip çocuk sahibi oldular. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;img src="http://i11.ebayimg.com/03/c/05/a6/1f/7a_9.JPG"&gt;&lt;img style="width:145px;height:150px" height=120 src="http://i28.photobucket.com/albums/c230/CrisRocha/Icanthearu.jpg" width=131&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;zamanında dünyanın en iyi vokallerinden birine ve en karizmatik starına sahip bir grubu, bırakın kanadalı bir elvis taklitçisini, herhangi birisi üzerinden yeniden tanımlamaya çalışmak, oturup sabahın 4'ünde bu konuya kafa yormaktan daha &amp;quot;pathetic&amp;quot; değil midir? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ne diye karikatüre dönüştürdünüz lam grubu, başka eğlence bulamadınız mı, boyu devrilesiceler! (aha, uyku da kaçtı)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+not-so-elegantly+wasted&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!233.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!233.entry</guid><pubDate>Tue, 23 May 2006 01:42:51 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!233/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!233.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-05-24T10:12:42Z</dcterms:modified></item><item><title>rebus günleri</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!230.entry</link><description>&lt;div&gt;
&lt;div&gt;güneye kaçma planlarım john rebus'la tanışmamla ertelendi gibi görünüyor. Kendisi, kitaplarının çevirisini aldığım &lt;a href="http://www.ianrankin.net/"&gt;Ian Rankin&lt;/a&gt;'in Inspector Rebus serisinin baş kahramanı. kendisiyle henüz tanıştık, ama iyi anlaşacağa benziyoruz. şimdiden bilgisayar başına kilitlendim, yaz aylarımı kendisine ayırdım. bir de çalışırken ikide bir zeynep ergun'un acı verici &amp;quot;detective novel&amp;quot; dersi aklıma gelmese. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Ian Rankin enteresan bir adam. sırf zamanında bir punk grubu olması bile a.l. kennedy çevirisinden sonra iskoç yazarlara bulaşmama yeminimi bozmama neden oldu (aslında bu benim acayipliğim galiba). romanlarında da sık sık müzik göndermeleri yapıyor. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;benim çeviri yaptığım dönemlerde elimdeki metne uygun bir grup bulup sadece onları dinleme takıntım var. kennedy'nin glasgow'una belle and sebastian iyi gidiyordu, nick cave de gözlemevi hikayelerinin grotesk havasına cuk oturmuştu mesela. geçen cuma da ian rankin'e uygun birşeyler düşünürken, adamın sitesinde şöyle bir paragrafa rastladım:  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.ianrankin.net/faqs.asp"&gt;&amp;quot;As I write this, I’m listening to Elbow’s first album, ‘Asleep in the Back’.  I’m on a bit of an Elbow kick right now.  Their latest, ‘Leaders of the Free World’ is my album of the year. Sadly, I didn’t get round to buying it until after I’d submitted my annual top ten to Mojo magazine, so it won’t figure there.  This note, therefore, is by way of atonement.&amp;quot;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;denemek için derhal leaders of the free world'e sarıldım. bir de sözlüğü açıp baktım ki ne göreyim, tam da o gece babylon'da elbow konseri yok muymuş? gittim tabi ki. kalabalıktan muzdarip olup, bütün geceyi babylon'un sigara içmeyenlere ayrıldığı için bomboş duran anlamsız bölümünde sigara içmeyerek geçirdim. ona rağmen güzel bir geceydi. ama sigara ve içki düşkünü rebus şimdi zihnimde &lt;a href="http://www.elbow.co.uk/"&gt;elbow&lt;/a&gt;'un sahnede sigara ve birayla bolca haşır neşir olan ve her şarkı arasında izleyicilere &amp;quot;cheers&amp;quot; yapan solisti guy garvey formuna büründü. sanırım yanlış yoldayım, halbuki kitapların tv uyarlamalarında rebus rolünü en sevdiğim iskoçlardan biri olan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001314/"&gt;john hannah&lt;/a&gt; oynamış, ama hiç gözümün ününde canlanmıyor. neyse, ben en azından rebus müziğimi bulmuş oldum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;***&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;punk levent eski godet'nin sokağında box diye bir mekan açmış. konser sonrası peyote'nin tepingen insanlarından kaçıp oraya uğradık, bomboştu. paparazziler gelmesin diye&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;(!!??!) reklam yapmıyormuş. ayrıca saat geç oldu diye daha biralarımız bitmeden bizi silahla kovaladı. olsun, yine de insan mekanın tutmasını istiyor. ben bir gecede birkaç aylık guns'n roses stokumu yaptığımdan, bir daha gitmem herhalde. ama kim bilir, hazır finlandiya eurovision'u madara etmişken, belki bir hard rock rüzgarı eser buralarda, kulaklarımızı tıkar dayanırız evelallah. ya da hallelujah. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;***&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;çalışırken sesini kıstığım televizyona arada bir göz atıyorum. gördüklerim karşısında evden fırlayıp dünyanın diğer ucuna kadar koşasım geliyor. her 29 ekim'de vals yaparak rejimi koruyan insanlar bu sefer de danıştay saldırısından sonra anıtkabire koşuyorlar. törene katılan kapalı kadının başına üşüşen tavuklar kadıncağızın zorla başını açıp altın günlerinde birbirlerine anlatacakları pek mühim bir zafer kazanıyorlar. halk, bülent ecevit'i ziyarete giden askerleri hastane kapısında alkışlarla karşılıyor. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bu arada ecevit'in durumuna ister istemez içim parçalanıyor tabi. kim olursa olsun, iyi günlerini bildiğim insanları zayıf görmeye dayanamıyorum ben. bu durumun insanın sevdiklerine nasıl dokunduğunu bildiğimden, rahşan ecevit'e de ayrı üzülüyorum. ama ben sevdiği adamı kaybetmesinin ne acı verici olduğunu düşünüp ekran karşısında tüm iyi niyetlerimi kendisine gönderirken (spiritüel kafa karışıklığı), kadın hükümeti istifaya davet ediyor ve &amp;quot;inşallah bülent iyileşir de vatanına hizmet etmeyi sürdürür&amp;quot; diyor. hayat arkadaşı ölümle mücadele ederken, bir kadın gerçekten bunları mı düşünür? ne acayip hayatlar bunlar, di mi sayın seyirciler? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;keşke dünya düz olsaydı, kenarından kendimizi aşağı atardık. pek protest bir intihar eylemi olurdu. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+rebus+g%c3%bcnleri&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!230.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!230.entry</guid><pubDate>Sun, 21 May 2006 14:33:08 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!230/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!230.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-05-21T14:33:08Z</dcterms:modified></item><item><title /><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!227.entry</link><description>&lt;div&gt;şehir siniri üstüme sinmeye başladı. gece gece uyku da tutmayınca nemrutluk yapasım geldi. hadi yine iyi başlayım. ben bu ayça şen kişisini uzun zamandır severim. tıpkı john lurie gibi, neden sevdiğimi bilmem ama severim. rock'n coke sırasında &amp;quot;çocuklar güneşte kalmayın, ayhan ışık olmayın&amp;quot; temalı kötü espiriyi matah birşeymiş gibi günde 10 kez tekrar etmesine rağmen severim. geçtiğimiz aylarda aktüel'de şebnem iyinam'a her tür deliliğini kusmasını bile kaldırdım. (sorun delilikleri değil elbette, bunları anlatmış olması. hem de şebmen iyinam'a. çünkü ben şebnem iyinam'a tüm hassas ince ve ah çok derin duygularını kusuveren kadınlardan tiksiniyorum normalde. o kelimeleri hassas tartılmış, özenle devrikleştirilmiş hülyalı soruların kadının ağzından öylece dökülüverdiğini mi sanıyosunuz?) &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ama saatçi bayırı, tüm renkli karakterlere, olaylara vs rağmen basbaya bir kötü edebiyat örneği. yani ben o kulağa tangır tungur gelen, bir de üstelik gramer hatalarıyla dolu cümleleri anlayacağım diye her birini 2 kez okuduktan sonra ne zevk alırım o kitaptan. bir de kitabın editörü 80 doğumlu olduğu için dahi çocuk muamelesi görüyo neredeyse, kazık kadar adam halbuki. ne işe yaradığı da meçhul. kaldı ki &amp;quot;ay aynı bizim hayatımız&amp;quot; yaklaşımına babam ve oğlum furyasından sonra boğazıma kadar doymuş olduğumu anladım. alerji yaptı. digiturk kesik olmasa gün boyu hayvanlı kanal izler, tedavi ederdim kendimi. heyhat!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;cocorosie jazz festivaline geliyomuş. (bkz: &lt;a href="http://spaces.msn.com/nesliyann/"&gt;neslihan&lt;/a&gt;) aklıma 2 yıl önce nick cave'in &amp;quot;see you in 2 years&amp;quot; diyerek johnny walker yürüyüşüyle sahneden ayrılışı geldi. eee yani? geçenlerde otobüste müzik dinlerken  as i sadly by her side'a denk gelip, sözler karşısında stendhal sendromunun dibine vurup, bir de gecenin 4'ünde adamın ingiliz edebiyatının en şahane şairi olabilme ihtimalini uzun uzun düşünmüşken. olsaydı keşke. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pBQ5jR1Wbd-83zeCWhbkyQW59ggh-NpHe3GlDFoepJO5QkzAxqDn8sQ"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;228&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!227.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!227.entry</guid><pubDate>Sat, 13 May 2006 01:07:11 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!227/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!227.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-05-13T01:09:51Z</dcterms:modified></item><item><title>i came, i saw, i stayed, i stayed i stayed....</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!220.entry</link><description>&lt;div&gt;2 günlüğüne gittiğim olympos'ta 6 gün kalıp dün itibariyle istanbul'a döndüm. şimdi bu 2. cümleye ne yazacağımı hiç bilemedim. neyse yani, başta 2 gün denize girip sakin sakin takılıp evime dönmeyi düşünürken hayatımın en huzurlu ve en mutlu ve fingirsu günlerini geçirdim. kendime geldim, kendimi tanıdım. aha, esin olmak böyle birşeydi dedim. yine de ağlaya ağlaya döndüm.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;anladım ki istanbul'da yaşayıp inatla buraya tutunmaya çalışarak kendime en büyük kötülüğü yapıyorum. hayatta bir türlü öyle doğa aşığı bir adam olamadım, oldum olası metropolleri, karmaşayı, şehir hayatını falan sevdiğimi sanırdım. ama olympos mayıs ayında başka türlüydü. içine girdiğim anda sanki zaten başka bir yer varolmamış gibi geldi. istanbul nasıl bir yerdi, kim vardı, neler oluyordu, hepsini unuttum. bir kez istem'le telefonda konuştum, geri döndüğümde saçlarının beyazlamış olacağını, ya da yeni bir iş bulmuş olacağını, nebleyim evlenmiş falan olacağını sanıyordum. kapıyı kucağında falcıların öngördüğü ikizleriyle açsa şaşırmıcaktım.  6 gün öyle uzun geldi. meğerse yalnızca eve temizlikçi gelmiş. istanbuldaki tek değişiklik buymuş. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;tabi, aslında olympos'un en farklı tarafı insan ilişkileri cephesinde. insanlar geçici bir süreyi paylaştıkları için birbirlerine karşı dilediklerince iyi davranmakta ya da çirkinleşmekte özgürler. ben öyle hissettim. ama insan o kadar huzurluyken çirkinleşmesi mümkün olmuyor. ya da dünyada istanbul'daki kadar şişkin egolar bulunmuyor. o sevgi çemberinin içinden çıkıp da, dün smyrna'da yan masada geçen &amp;quot;eh, sevgili var, sevgilicik var aaabi&amp;quot; sözünü duyunca bir tepem attı, bir tepem attı. sevgilicikler siksin hepinizi. aha, yine sinirlendim. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hazır sinirlenmişken, ağzımı bozma vakti de geldi demektir. ben anladım ki türk erkekleri dünyanın en beter ırkı. hem çirkinler, hem ayılar, hem egoları götüm kadar. &amp;quot;bu kadın benden ne istiyor acaba&amp;quot; diye düşünmeden insancıl ilişkiler kurmayı beceremiyorlar. elimde kanıtlar var. ama özel hayata fazla girmemek için tek bir kanıt sunabilirim. şimdi olymposta doğa kuş böcek ve en çok da alkol derken, hetox kararı güme gitti elbette. dünyanın en yakışıklı ve düşünceli ve akıllı ve hoşsohbet erkeği olan ingiliz abimiz sabah odaya elinde kahveler ve kahvaltılarla girerken, dünyanın 2. güzel yüzüne sahip ve dünyalar komiği ve zekisi amerikalı oğlan çocuğu (yaş 20) (trende uyalım he-tox yapalım die gittiğimiz olympostan ayşegül de ben de genç erkek trendine uyarak geri dönmüş olduk. çok trendy'yiz.) en azından giderken bahçeden kopardığı çiçeği vermeyi akıl etti. yanlışlıkla bulaştığımız türk erkeğiyse karşıma geçip bu ilişki nereye gidiyor, benle birlikte olmak için bana uzun süre çok sevgi ve şefkat vermelisin ama karşılık bekleme konulu bir konuşma yaptı. (tatilin geri kalanını da tükürdüğünü yalamaya çalışarak geçirdi ahahaha)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;tabi, bu konularda kader hep en iyisini sona sakladığı için tatilden nur topu gibi iki günlük aşık olarak döndüm. bu blogda kendisinden bahsetmemi kendi istedi die yazıyorum, ortalara saçmaya niyetim yok. ama avustralya'da yaşayan, vietnamda çalışan bir ingilizle maalesef bir bok yaşanamadığı için oturup üzülmek yerine mütemadiyen coşkun bir ruh hali içinde geziyorum. a camp'in frequent flyer denen ve normalde bana bayık gelen şarkısını kahkahalar içinde dinliyorum. delirdim yani. ama  carlos die bir adamın cebinde bir not defteri ve diş fırçasıyla dünyanın bir yerlerinde geziyo olduğunu düşünmek bana huzur veriyo. başka bir sürü insanın sırt çantalarıyla dolaştığını düşünmek de öyle. o kadar temizlendim ki, kıskanamıyorum. belki aşık da olmamışımdır. ya da aksine, aşk böyle bişi olmalıdır, emin değilim. ama kesin olan birşey var: hayatta böyle kısa ve tatlı karşılaşmalar, yatıya gelen ve hayatınızı ele geçiren misafirlerden daha iyi, daha normal, daha güzel.  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir ısmarlama konu daha: 2. günümüzde deli gibi yağmur yağdığı için ayşegül'le odaya tıkılıp çok eğlendik.(aşağıdaki tek olympos fotosu da o sırada çekilmiş bir ayşegül) galiba bir gece önceki sarhoşluğumuz nüksetti (the alcohol strikes back die gülme krizine girdik). bir ara konu antidepresanlara geldi. ben bu antidepresan kullanımına hakikaten sinirlenmeye başladım. kullanan arkadaşlarım bir süre sonra duygusuz ve acımasız olduklarını, insanlıktan çıktıklarını söylüyorlar, hepsi bu yüzden bırakmış. durum böyleyse benim ne suçum var, nie insanlıktan çıkmış insanlarla birlikte yaşıyorum. ayrıca mesela iş hayatında birileri antidepresanların desteğiyle savaşırken, benim tek tabanca kalmam ve dolayısıyla sık sık tuvaletlerde ağlama krizine girmem haksızlık değil mi? neyse ayşegül'e &amp;quot;antidepresan kullanan insanlarla aynı kulvarda yarışmamız haksızlık&amp;quot; dedim. o da bunu yaz dedi. diye yazdım. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sonuç itibariyle, pazartesiye kadar bir ek hazırlamam lazım. aklım başka yerlerde. olymposa geri dönmeye çalışacağım sanırım. hatta istem de gaza geldi, şimdi hadi ev kapatıp güneye yerleşelim diyo. zaten dün istem'in beni sürüklediği falcı da durumu doğrular şeyler söylemişti. bir de yakında buraya sırt çantalı bir adamın geleceğini söyledi tabi. fingers crossed! &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pAhX9spPX87SXITQJgoK_qe-78jpmJ4XcJ2zyjuwu5uGoram7BlLlAg"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;221&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+i+came%2c+i+saw%2c+i+stayed%2c+i+stayed+i+stayed....&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!220.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!220.entry</guid><pubDate>Fri, 12 May 2006 09:57:12 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!220/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!220.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-06-14T08:47:19Z</dcterms:modified></item><item><title>candleland</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!215.entry</link><description>&lt;div&gt;yorumları geçen gece eve döndüğümde gördüm. hemen atlayıp hepsine tek tek yanıt yazasım geldi, ama birkaç cümle sonunda pilim bitti, ilkini bile gönderemedim. iyi ki de gönderememişim, neden bilmiyorum, öyle diyesim geldi. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;hafta içi boyunca yaramazlık yaptım. ahlaklı bir işsiz olarak evimde oturup iş peşinde koşturmaya niyetlenmiştim, ama işsiz bir arkadaşın canı sıkılan insanlar için nöbetçi eczane olduğu gerçeğini unutmuşum. dün geceye kadar eve giremedim. iyi de oldu. çarşamba gecesini yine mahallede geçirdikten ve hemen hemen hiç uyumadıktan sonra, perşembe bir arkadaşımın doğum günü için teee peyote'ye kadar gittim. gecenin dedikodusu: yakın zamanda şahane bir basın manevrası yapan teoman bey, gördüğüm kadarıyla annesine verdiği sözü tutuyordu. gözlerim yaşardı, gidip o sevimsiz başını okşayasım geldi.&lt;br&gt; &lt;br&gt;gece ayşegül'le birlikte, dans edemeyecek kadar yorgun ya da şuuru yerinde insanları dans ede ede, barın dörtte birine tıkıştıran taş çatlasın 20'lik kızlara ve oğlanlara bakıp, 5 yıl sonra nerede, ne durumda olacaklarını tahmin etmeye çalıştık. şahane playlist sayesinde o zamanlar tanışmamamıza rağmen birbirinin neredeyse aynı olan anıları saydık döktük. şu an aklımda kalanlar: kent fm, kaybedenler kulübü ve nöbetçi büfe, kasete çekilen radyo programları, Q, kod müzik, ingiliz hayranlığı, bbc dinleyerek aksan kapmaya çalışmalar ve sonunda boktan bir cockney aksanı sahibi olmalar ve bittabiki şimdiki &amp;quot;cool&amp;quot; benzeri bir sıfat olarak ota boka &amp;quot;brit&amp;quot; demeler. &lt;br&gt; &lt;br&gt;bir ara happy mondays çalarken aklıma üsküdar'daki evde burak'la geçirdiğimiz bir gece geldi. gece dönüp de burakın aynı evi hatırlattığını görmek de hoş bir sürpriz oldu. şimdilerde ingiliz vatandaşı olmaya hazırlanan bu burak efendi o zamanlar (97-99) londra'ya alışma turları düzenliyor ve her seferinde Q dergileri, yeni albümler ve çok uzaktaki memleketimizden trend haberleriyle dönüyordu (zengin bok). bu trendlerden biri de party animal olayıydı. (hahaha) belki de yalnızca burakın uydurmasıydı, ama bildiğimiz küçük peluş &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hayvanları adnan şensesin ceketi misali kemerimize tutturup, happy mondays çalıp manyakça dans etmiştik. hatta bu burak insanı kapşonunu kafasına geçirmiş &lt;a href="http://84.44.114.44/show.asp?t=bez"&gt;bez&lt;/a&gt; taklidi yapıyordu. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;burakı yeterince rezil ettikten sonra sıra bana geldi. aynı gece zıvanadan çıkmış şekilde devam ederken, kırmızı spor arabalı komşumuz kezban arca batıbeki'nin eve geldiğini görüp zaten tavandan yere kadar olan cama fırlayarak o zamanki cikletliğime uygun biçimde kendisine seksi danslar yapmıştım, burak da şaşkın şaşkın bana uyum sağlamaya çalışıyodu. zavallı kadıncağız bize bakakalmıştı. mesaj: spor arabalı bir ressam olarak havandan geçilmeyebilir ama biz  üzerimizde kurbağa kermit ve penguen pertevlerle camları yalayarak seni rahatsız ediyoruz çünkü dünya aslında bize ait. o günler neyse ki geride kaldı. ama peyote'de dans ede ede bizi duvara yapıştıran çocukların arsız ruh halini buradan anlayabiliyoruz. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;***&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;chris martin meselesine gelirsek, burakın başını yediğimi hatırlamıyorum. yemişsem de bir an dellenmiş ve ingiliz işleri bakanım olarak o an kendisini muhattap almışımdır. evet chris martin pek hoş bir delikanlı, keşke bu kadar sıkıcı bir adam olmasa. dolayısıyla poisongillere iç güveysi gitmesine destek veriyorum. karşılığında arada bir bana profil vermesini istiyorum. evet, erkeklerin önce burunlarına bakan tuhaf bir türüm ben. suratlarına şaşı şaşı bakıyorsam nedeni budur. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ama poison'ı chris martin'in ayakları konusunda uyarmamda fayda var. çünkü gwyneth zamanında adamın ayaklarının koktuğunu ve çoraplarını evin sağına soluna attığını açıklamıştı. zaten bu arzulanan erkekleri elde eden kadınların, rakiplerini yıldırma politikalarına hastayım. sadie frost'un bir röportajda &amp;quot;dünyanın en seksi erkeklerinden birisiyle evli olmak nasıl bir duygu?&amp;quot; sorusuna &amp;quot;jude normal bir erkek. hatta ağzının nasıl koktuğunu bilseniz bu soruyu sormazdınız&amp;quot; gibilerinden bir yanıt verdiğini hatırlarım. jude law'ı buldum da, ağzına bir naneli şeker atmaktan acizim sanki. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;***&lt;br&gt;son olarak, &lt;a href="http://www.amazon.com/gp/product/B000BKUWWK/sr=8-1/qid=1146318059/ref=pd_bbs_1/102-3228749-9529750?_encoding=UTF8"&gt;lullabies to violaine&lt;/a&gt;'den ümidimi kesmeye karar verdim, o kadar parası olan nakit versin, fatura ödemem lazım. başlıkta adı geçen ian mcculloch featuring elizabeth fraser hadisesini de günün şarkısı olarak kyberneticka babicka hanfendiye gönderiyorum. rum rum rum.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+candleland&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!215.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!215.entry</guid><pubDate>Sat, 29 Apr 2006 14:07:05 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!215/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!215.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-04-29T22:41:04Z</dcterms:modified></item><item><title>wishlist</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!209.entry</link><description>&lt;div&gt;cocteau twins diniyordum, bir an ulan kesin mesela 2 sene önce yeni albüm yapmıştır bu insanlar farkına bile varmamışımdır paranoyasına kapılıp, açıp baktım. Çünkü böyleyim ben. bu kış güzide ilimizde, hatta ne ilimizi yahu, bizzat mahallemizde bir the bravery konseri gerçekleştiğinden yeni haberdar oldum. yine bir kaç hafta önce vh1'da bilmediğim bir şarkıyı söyleyen morrissey'e bakıp bakıp şarkı bitince &amp;quot;anaa yeni miydi bu??&amp;quot; tepkisi verdim. bahar geldi, yaz geldi, daha bir sürü şahane albüm var böyle atladığım.&lt;br&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sonuç itibariyle cocteau twins 10 yıldır yeniden vbir araya gelemeyip, albüm yapmamaya devam etmiş. ama geçtiğimiz ay &lt;a href="http://www.allmusic.com/cg/amg.dll?p=amg&amp;amp;token=ADFEAEE47F1FD246A97620C181364A87B160F900D042EEAE192D4B5CD0FB3247801174ED53FB8D94E4B671AB7BA9E02CA45A099FCBEE5CFCD46C3D3F9D8EDB&amp;amp;sql=10:42jx7i66g75r"&gt;lullabies to violaine &lt;/a&gt;diye bir toplama çıkmış ki, wishlist'ime ekledim. yılbaşı da doğum günüm de geçti. seneye kadar bekleyemiciim, ama bana bir yıl ortası hediyesi yapmak isteyenler, parası olup da gariban sevindirmeye niyetlenenler ya da yeni sevgilisi fazla konuşan eski sevgililer daha fazla ah almamak için  rüşvet olarak (çok pis beddua ederim ha) amazondan ısmarlamayı düşünebilirler. düşünebilsinler. düşünsünler. lütfen. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;madem wishlist diye başlık attım, gerisini getireyim... mesela fenerbahçeliler akıl fikir edinsin. (bkz: aşağıdaki foto) (daha da bkz: kızın başucundaki atkı) &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://img103.imagevenue.com/...ge=75264_vapurlar.jpg"&gt;haydi istanbul vapurunu seç olayındaki vapurlar&lt;/a&gt; biraz daha farklı olsun, hepsi birbirine benziyor bunların. madem değiştiriyoruz, bari bir şeye benzesinler. ya da eski vapurlar kalsın. ama benim hayatta vapura işim düşmesin. sabah sabah işim gücüm varken hiç o vapurlarla ilgili romantik değerlendirmelerde bulunamayacağım efendim. hepsi aynı derecede pis, kötü kokulu, kalabalık ve yavaşlar. eskileri de öyleydi, yenileri de öyle olacak. zaten bence avrupa yakasına vize uygulaması gelsin. anadolu yakasındaki kadıköy çocukları kendi yağlarında kavrulsun. hayvan gibi kira ödeyip işsizlikten kırılıyoruz burada. alooo!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aloo dedim de, kerem alışık annesini, rahmetli dayısını, kanlıcadaki evlerini ve bahçedeki çiçeklerini alıp başka bir dünyaya ışınlansın. kalsın orada. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;madem sevmediklerime geçtim, poison hanımın yüce affına sığınarak coldplay denilen grubun da dünyadan silinmesini istiyorum. gwyneth paltrow gibi insanlıktan nasibini almamış bir züppe kıymığıyla evlenen bir adamın insanlık meselelerine kafa yorduğunu ima etmesi bile yeterince saçma. ayrıca tatlı bir aşk şarkısı yapan ve hemen ardından ortadan silinmesi gereken oxford'lu çocuklarken, yeni u2 olmaya heveslenmeleri daha da saçma. hem de u2'dan daha sıkıcılar. bono en azından ian mcculloch'u taklit ederek işe başlamış. kadir kıymet bildiğinden affedelim onu. chris martin arada dergilere profilden poz vermekle yetinebilir, ingiliz modeli burnunu seviyoruz, ama  kendisine illa ki kahraman arayanlar pete doherty'ye yönelsin. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;operasyonlar falan son bulsun, askerler geri dönsün, hepsi toplu izne çıksın, bir daha da geri dönmesinler. ayrıca askerlik kaldırılsın. kaçmak zorunda kalan sevdiklerimiz geri dönsün, sevenler kavuşsun. gidişini (yine mi ulan) &lt;a href="http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=yazardetay&amp;amp;sid=&amp;amp;Newsid=76480&amp;amp;Categoryid=4&amp;amp;wid=6"&gt;tuğçe baran hanfendiden haber aldığımız&lt;/a&gt; bir kişi hariç. o tayland'da kalsın, zaten tipi de müsait. ama bizim koskoca &amp;quot;yine mi ulan tuğçe&amp;quot; o duyduğunun hakikaten de bir taraflarını yalnızca kaşıma sesi olduğundan emin olsun, tufaya gelmesin. en son tufaya gelenler 18 yaşlarındaydı. ha, &amp;quot;yok, 30 küsur yaşında bir tabula rasadır benim beynim&amp;quot; diye diretecekse bir an önce o da gitsin tayland'a. hatta akıllı da olsa gitsin, aptal da olsa gitsin. gitsin ki özerk bir daha tuğçe baran okumasın. cem karaca da dinlemesin. şeker de yesin. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1p-4uiosBc38hakKCABWi1yoGi2bmEla4woTpPES-B7q-zw0hN4xqX5w"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;210&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+wishlist&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!209.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!209.entry</guid><pubDate>Thu, 27 Apr 2006 02:52:29 GMT</pubDate><slash:comments>4</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!209/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!209.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-04-27T10:32:40Z</dcterms:modified></item><item><title>delirim ve istifa</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!203.entry</link><description>&lt;div&gt;sabah işe gelirken yaz sıcağını, güneşi falan görünce belki de işimi severim, birkaç ay daha şans vereyim diyordum. binaya adım attığım anda yaşanan terslikler ve gerginlikler birkaç saat içinde fikrimi değiştirdi. çok delirmedim, sinirlenmedim, tepem atmadı yani. ama kendimi bataklıkta gibi hissettim. derhal bir istifa dilekçesi yazıp insan kaynaklarına koştum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir de bana neden ayrıldığımı sormazlar mı? kurumlarında iyileştirme yapmaları için gerekiyormuş. şaka gibi. bir basın kuruluşu düşünün ki, röportaj tarihine ve saatine ulaştırma ve fotoğraf editörü karar versin. iki hafta bir iş için uğraşmışsınız, fotoğrafçı istediğinizde daha çekime beş gün var ama fotoğrafçı bulunamıyor mesela. oraya oturttukları adam da, napıyım çekme, diyebiliyor. sonra dışarıdan fotografçıyla çalıştım diye finans bilmemnesine ben hesap vermeliymişim.  ayrıca şu anda sizlere windows 98'de çalışan 64 remli bir x86'dan sesleniyorum. yazdıklarımı göremiyorum mesela. günde en az 15 kez de çöküyor bu alet. murphy kanunlarına uygun olarak işim aceleyse açılmayı da reddedebiiyor. ama bilgi işlem bu binada 128 rem bulamazsın diyor. bu yüzen bulunduğum binada bir kişilik işi 3 kişi yapıyor. insanlara ya neden bu saçmalıklara kimse ses çıkartmıyo diye sorunca da, napalım burası böyle, diye yanıt alıyorum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;insanlarla konuşmalardan biliyorum, hakikaten TC beyin bütün şirketlerinde böyle ağır bir hantallık ve koyunluk hali varmış insanların üzerinde. neden olabilir diye düşündük, bulamadık. galiba bir zamanlar yalan bir kelime sandığım vizyon eksikliği, çoğu mezun olduğundan beri burada çalışan insanların üzerine yapışmış. herhalde buradan emekli olacaklar. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bense bu postu giymeyi bir ay bile sürdüremeyecektim. yaptım fevri bir hareket, belamı bulacağım da, bari nolur bir daha işim düşmesin bu saçma yere, diyorum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bu arada, maaşımı da çoktan bitirmiş olduğum için fena halde işsizim. ama cuma günü geç kalkıcam. hatta kalkmıcam. bunalımda olcam çünkü. ühü. &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+delirim+ve+istifa&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!203.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!203.entry</guid><pubDate>Wed, 19 Apr 2006 14:49:38 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!203/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!203.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-04-19T14:49:38Z</dcterms:modified></item><item><title>blogum, saçlarım ve tuuuçe</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!198.entry</link><description>&lt;div&gt;onur baştürk bugün kelebekteki &lt;a href="http://kelebek.hurriyet.com.tr/yazarlar/4253055.asp?yazarid=149"&gt;köşesinde&lt;/a&gt; burayı haince ifşa etmiş. durumu haber veren telefonlara bakayım derken kafamı lavaboya çarptım, asetonun kapağını ve ojenin kendisini kaybettim, işe geç kaldım. bari bugün işleri dışarıdan halledeyim dedim. sonuç: gittim kuaföre saç boyattım. zaten ne zaman olayları akışına bıraksam saç rengim değişiyor. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;şimdi, onur bey'in bu kadar alakasız bir yeri bulabilmesi için benim gibi sıkıldıkça google'da kendi adını aratanlardan olması lazım (nanik). bunu yazdım bir kenara. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bugün (dün?) sabahın köründen itibaren, aylardır aldığından daha çok hit almış blog. rezaletin dik alası yani. ben msn listemdeki insanlar bile okumuyo nasıl olsa diye takılırken... zaten önce google'a her seks, kokain, göt yazan buraya ulaşabilmeye başlamıştı. bir de iki seferdir &amp;quot;kokain yapma yöntemi&amp;quot; aratan biri çıktı ki. evde kokain üretmeye çalışıp, tarifi de internetten arayan pırıl pırıl, umut dolu insanlar var. aferin. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;konuya dönersek, ben blogu önerilcek insan mıyım be? ağzım bozuk bir kere, düzelmiyo. ikincisi, annemin her zaman dediği gibi, benim yolum yol değil. valla. bir de, iş yerindekiler&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kesin kesin okudular o köşeyi. (biz işyerice takipçiniz onurcum. biz çalışalım, sen gez, oh!) kazara biri girip baksa çok utanırlar, yüzleri al al olur, koynumuza bunu mu beslemişiz derler. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;neyse ki beni tuğçe baran'a benzetmiş. ya ebru drew'a benzetseydi? derhal anadolu yakasına taşınıp, kendime tercihen (nedense) erenköy'de yaşayan hayırlı bir anadolu yakası çocuğu bulmak zorunda kalırdım. o işe gider gelirdi, ben de buraya yemek tarifleri yazardım. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ayrıca tuğçe baran bloguna yılbaşı civarından beri yazmıyor. hatırladığım kadarıyla son zamanlarda içine bir huzur, bir nur inmiş gibiydi. fasa masa gitti. sonra karşıda cehennemin dibinde bir yerden şirin bir ev edindi (hedef şaşırtmaya çalışmıyorsa). yani piyango çıkmış olabilir ona. kaderimiz benzesin bari. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+blogum%2c+sa%c3%a7lar%c4%b1m+ve+tuuu%c3%a7e&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!198.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!198.entry</guid><pubDate>Fri, 14 Apr 2006 22:30:40 GMT</pubDate><slash:comments>3</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!198/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!198.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-04-14T22:30:40Z</dcterms:modified></item><item><title>home is where the hatred is</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!194.entry</link><description>&lt;div&gt;imdat! kozmik bir güç sosyal hayatımıza çelme taktı galiba. fark ettim ki ben hayatımın &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kaydını insanlar üzerinden tutuyormuşum. birilerini aklımdan çıkartmaya çalışınca bir sürü hatıra beraberinde gidiyor. bu aralar üçer beşer gidiyorlar. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;iğneyi kendime batırsam kesin bişiler çıkar da, çuvaldızı batırdığımda ortaya çıkanların üzerine benzin döküp yakasım geliyor. hani ulen, ben şapşal ve tedbirsiz bir insanım diyelim, siz niye bu kadar ahlaksız ve prensipsiz ve mal ve öküzsünüz. (aha delirdim)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ama yani şimdi arınmak için 2485 kilometre uzağa gidilir mi? (orta okul numaram olan 2485 aynı zamanda london-istanbul arasındaki kilometre sayısı. bildiğimiz üzere ingiliz olan brett anderson ne demiş: fall at the southern snow, touch the winter of my soul. işte aradığım işaret!) bu kısa şuur yitiminden sonra, konuya girelim: &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;şu sıralar istanbul'u terk etme kararını zihnimde evirip çeviriyorum. melda'ya bugün &amp;quot;ben istanbulu bırakamam galiba&amp;quot; diye dert yandım. sonra bu galiba üzerinde biraz düşüneyim dedim de, yok, istanbulu bırakmamam için pek de bir neden kalmamış (kariyerin götüne koyarsak tabi). eve dönerken nedir ulan buradaki geçmişim dedim. bir bok aklıma gelmedi. ya fena bir hafıza kaybı yaşıyorum, ya da fena bir hafıza kaybı yaşıyorum yani (çok farklı şeyler bunlar, birbirine karıştırmayın).&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bir yandan anladım ki europe is our playground dönemim gerilerde kalmaya başlamış. şimdi sırtıma çantayı vurup gitmeye kalksam, kapatılacak elektrik ve su saatleri, bir yerlere dağıtılacak eşyalar, istifalar, kağıt işleri, para mevzuları. amanın yani. diğer yandan biz &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;burada şuursuz vahşilerin arasında kalmış bir grup aklı selim insan (demirbaş) yakında kafamıza kafamıza darbe yemekten aptal olup dine dönme tehlikesiyle karşı karşıyayız. ortalarda &amp;quot;mevlana beni sarhoş ediyor&amp;quot; die dolaşmaya başlarsam tekmeleyiniz. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;gelin görün ki ingiltere'de ne yaparım diye düşününce, aklıma şeker yemekten başka bişi gelmiyo. evet, burakla en son adam gibi görüştüğümüzde makarna şekerlerden bileklik yapmış, bileklerimizi yalıyorduk. sonra da çubuk şekerleri burnumuza sokmuştuk. hayat bu sevimli gerzekliklere fazlaca gülmekten ibaretti. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aslında uçağa binip hayat boyu havada kalasım var.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;az önce dert yandığım demirbaş barıştan çok insightful bir görüş geldi: nedir bu nihilizm kardeşim, sen de irvin welsh değil, nick hornby karakteri ol! &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;zaten başımıza ne geldiyse kendimizi roman karakteri sanmaktan geldi be ayol. (başımıza pek de bir bok gelmedi ya. roman icabı. idare edin.)&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+home+is+where+the+hatred+is&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!194.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!194.entry</guid><pubDate>Mon, 10 Apr 2006 23:43:11 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!194/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!194.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-04-10T23:43:11Z</dcterms:modified></item><item><title>mr. big lend me a dollar!</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!184.entry</link><description>&lt;div&gt;27 de oldum şekercağızlarım. zaten 1 yıldır yaşımı soranlara &amp;quot;ya 30 işte&amp;quot; dediğim için, hasarsız atlatabileceğim 3 yılım daha var. 31'i de iğrenç espirilerle geçiştirirsem, sonra da soranlara 35 demeye başlarsam... hayat geçer gider yani. nedir? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;istem doğum günümde cosmopolitan virtual makeover programı almış. hani şu fotoğrafınızın üzerinden saç modelini değiştirip makyaj falan yaptığınız şeylerden. sonra da ortaya çıkan hilkat garibelerini cosmopolitan kapağına dönüştürebiliyorsunuz. istemle doğum günümde oturup eski sevgilileri cosmo girl'e çevirdik. belki de o yüzden hilkat garibesi gibi oldular. olsun, pek eğlendik. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Sonraa... &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0388795/"&gt;brokeback mountain&lt;/a&gt;'a gittim. yorumum &amp;quot;eaah schnitzel mchnitzel&amp;quot;. hı? filmle hiçbir ilgisi yok. belli ki benim ruhum çoktan ölmüş, gönül telim kopmuş. yola bensiz devam ediniz. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0365737/"&gt;syriana&lt;/a&gt; denilen dünya sıkıcısı film beni daha çok sardı diyim, durumun vehametini anlayın. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;olmayan ruhum ve ben bugün sex and the city'nin son bölümünü nihayetinde izleyebildik. çok şahane, çok eğlenceli, çok sulu. mr. big'in carrie'nin ardından paris'e gitmesi, carrie'nin onu gördüğü anda kötü oyunculuğuna rağmen ağlaması, köprüde öpüşmeleri falan olmayan gönül telimi titretiverecekti ki suratımdaki aptal tebessümü fark edip kendimi çimdikledim. bir kere türk olduğumuzu düşünürsek absofuckinlutely'yi hakkıyla telaffuz edecek bir adamın hayat boyu karşımıza çıkma ihtimali beklemeye değmeyecek bişi. ayrıca mutfağıma bilinmeyen yerden su aktığı, tuvaletime bilinen bir yerden su aktığı, odamın lambasının duyunun değişmesi gerektiği ve evde bir sürü bozuk priz olduğunu düşünürsek zorunluluktan da olsa ben hala aidan'ın tarafını tutuyorum. dolayısıyla satcsever ve mr bigci sevgili kız arkadaşlarımın kalp sağlığını düşünerek iki fotoğraf buldum. aha, mr. big dediğimiz türk gibi &lt;a href="http://www.imdb.com/gallery/granitz/1686/Events/1686/ChrisNoth_Grani_653475_400.jpg?path=pgallery&amp;amp;path_key=Noth, Chris"&gt;bıyık bırakıp&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/gallery/granitz/3272/Events/3272/ChrisNoth_Kambo_5251057_400.jpg?path=pgallery&amp;amp;path_key=Noth, Chris"&gt;beyaz atlet giyen&lt;/a&gt; bir adam, tamirattan da anlamıyor. niha niha ha!&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+mr.+big+lend+me+a+dollar!&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!184.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!184.entry</guid><pubDate>Sun, 26 Mar 2006 23:27:48 GMT</pubDate><slash:comments>3</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!184/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!184.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-03-26T23:40:30Z</dcterms:modified></item><item><title>pazartesi eğlencesi</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!181.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;font color="#808080"&gt;pazartesi günü devam ediyor. yorgunum, kollarım bacaklarım ağrıyo (kalp krizi?) yapacak iş yok. gazete okuyorum ama bütün yazarlar dün pazar rehavetine kapılmışlar anlaşılan. yine magazine kaldık yani (yaşasın yaşasın!!!) Bugün Onur Baştürk'ün kelebekteki &lt;/font&gt;&lt;a href="http://kelebek.hurriyet.com.tr/yazarlar/4110230.asp?yazarid=149"&gt;&lt;font color="#000080"&gt;köşesi&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;font color="#808080"&gt;&lt;font color="#000080"&gt; &lt;/font&gt;pazartesi sendromunu üzerimden atmamı sağladı. yeşim salkım kişisi onur baştürk'e laf sokup ağzının payını almış. öl yeşim öl! sayfam yapılsın. eve gideyim. &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+pazartesi+e%c4%9flencesi&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!181.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!181.entry</guid><pubDate>Mon, 20 Mar 2006 12:05:17 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!181/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!181.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-03-20T12:16:17Z</dcterms:modified></item><item><title>return of the blondie</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!178.entry</link><description>&lt;div&gt;sevgili insanlık, çalışmak insanlık dışı bişi. hepimiz sakat olmalı, bütün gün yan gelip yatmalıydık. ya da kafadan ibaret olmalıydık, vücudumuz olmamalıydı. hem yoruluyo, hem kilo alıyo meret şey.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;evet, resimden hiç anlaşılmadığı gibi ben yine sarışın oldum. ve kuaförden eve döner dönmez her nedense christian diordan arayıp bana birşeyler anlatmaya çalışan bir adama &amp;quot;özerk, özerk, alo naber len! abi saç boyattım die nie heyecan yaptın. ne? özerk değil misiniz?&amp;quot; gibi bişiler söyleyerek sarışınlığımı resmen ilan ettim. hepinizin benden çekeceği var. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;yine en başa dönersek, bu çalışma temposuyla ne bahar gelecek, ne yaz şekercağızlarım. şimdilik askerde olduğumu varsayıyorum, ama pek afedersiniz ne bokuma yarıyo bilmiyorum. insanlık için bahar, yaz, deniz, kum, kuş, ağaç diliyorum. bir de aşık olalım, fiki fiki yapalım. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hihi:P&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1p9v-f0NrPF4ANSodcuzg4KiT3BY0DrWIx6sPYpPICZHKTaIyPovJMdg"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;179&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+return+of+the+blondie&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!178.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!178.entry</guid><pubDate>Sat, 18 Mar 2006 20:39:43 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!178/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!178.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-03-18T20:44:57Z</dcterms:modified></item><item><title>go home, woody!</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!174.entry</link><description>&lt;div&gt;yanlış alarm şekercağızlarım. hamileyken terk edilmemişim. yalnızca woody allen'ın &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0416320/"&gt;match point&lt;/a&gt;'ine gidecekmişim, onun sıkıntısıymış içimdeki. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;nick hornby'nin high fidelity'sinde bir bölüm vardı. şimdi adam gibi aktaramayabilirim, kitap elimde değil. ama bir noktada rob, kendi durumunu anlatmak için pompei'de kumar oynarken lavlar altında kalan adamı örnek veriyordu. belki adam çok önemli bir şiiri az önce bitirmişti. belki hayatında daha önce kumar oynamamıştı, ama geçerken bir arkadaşının ısrarını kıramamıştı. ve tam o sırada yanardağ patlamış ve adam öylece donakalmıştı. adam önceden ne yapmış olursa olsun önemli değildi, artık tarih boyunca &amp;quot;zar atan adam&amp;quot; olarak bilinecekti. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sinemadan çıktığımda bu hikaye aklıma geldi. 70 yaşını geçmiş bir adamın en cuk oturan şekilde &amp;quot;&lt;a href="http://www.rottentomatoes.com/click/source-1585/reviews.php?cats=&amp;amp;letter=&amp;amp;sortby=movie&amp;amp;page=8&amp;amp;rid=1473768"&gt;watching this movie is like having your tooth pulled in slow motion - without novocaine&lt;/a&gt;&amp;quot; diye tarif edilmiş bir filme imza atması riskli gerçekten de. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1p_tLA2-n_Y5Eisz_DrWpqhrjK455VoFcPXRquAmxazzjUFdcKDug2Ow"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;175&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+go+home%2c+woody!&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!174.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!174.entry</guid><pubDate>Wed, 22 Feb 2006 15:17:40 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!174/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!174.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-02-22T15:18:47Z</dcterms:modified></item><item><title>remembering the future</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!170.entry</link><description>&lt;p&gt;bu haftanın konusu &amp;quot;karısını/sevgilisini hamileyken terk eden erkekler&amp;quot; oldu. evet, üstüme vazife değil, ama elimde olmadan sürekli hafızamı tarayıp hamile sevgilisini terk eden adamların bir listesini çıkarıp, kadınlarla empati kurup sonra adamlara içimden küfür yağdırıyorum. (ilk aklıma gelenler dünyanın en güzel gülen insanı olduğu için affettiğim daniel day lewis ve isabelle adjani, billy crudup ve mary-louise parker, britney spears'in kocası ve britney spearks'in kocasının eski karısı, dahası için bkz. gazetelerin 3. sayfası) 
&lt;p&gt;bilenler bilir, iki çocuğa aynı anda bakamayacağım için her zaman single mother olmak istemişimdir. ayrıca çocuğu doğur, yetiştir, üzerine titre, sonra babası gibi öküz olsun. olmaz öyle. babasız olsun efendim. kadınsı olsun. fırfırlar giysin, danteller taksın.  ama karnım giderek büyüyor, sinirlerim laçka, saçlarım dökülüyor, cildim bozuk, habire geyiriyorum ve kusuyorum diye terk edilmek de insana koyuyor. ve ben bir haftadır böyle yalancı bir acı ve öfke içindeyim. 
&lt;p&gt;yine bir kadınlar gününe dönüşen geçen pazar günü durumu Ayşegül'e anlattım. o da son sıralarda kendisinin de gelecekte başına gelecek kötü şeyleri düşünüp peşinen bunaldığından söz etti. her zaman olduğu gibi manyaklığımız karşısında gürültülü bir kahkaha krizi geçirdik. (women on the verge of a nervous breakdown) çatlatmış olduğumuza kanaat getirip etrafı daha fazla rahatsız etmemek için konuyu uzatmadık. 
&lt;p&gt;sonracıma şekercağızlarım, dün bu haftaki aktüel'i okudum. &amp;quot;mevlana yumurtası&amp;quot; başlıklı haberde princeton üniversitesinde yürütülen global consciousness project-yani küresel bilinç projesi diye bir deneyden bahsediliyordu. buna göre 98'den beri dünyanın çeşitli yerlerindeki bilgisayarlara EGG denen bir araç yerleştirilmiş. bu araçlarla insanların aynı anda hissettikleri ortak duyguları ölçüyorlarmış. araçlar başarılı olmuş, ama deneyde beklenenden daha ilginç noktalar yakalanmış. (ki bundan sonrasına mesafeli yaklaşmakta fayda görüyorum) 
&lt;p&gt;mesela 11 eylül saldırıları öncesinde dünyadaki ortak korku olaydan 3 saat önce ortaya çıkmış. tsunami felaketindense tam 1 gün önce. sonuçlar tartışma yaratmış tabi. tartışmalardan birisi de lineer zaman kavramı üzerine. yani zaman her zaman ileri değil, geriye doğru da akabiliyor, diyorlar. yani geleceği görme, yani hatırlama gücüne sahip olabiliriz. (ahanda konuyla ilgili linklerden bazıları &lt;a href="http://noosphere.princeton.edu/story.html"&gt;bu &lt;/a&gt;ve &lt;a href="http://www.findarticles.com/p/articles/mi_m2320/is_3_65/ai_83262438"&gt;bu&lt;/a&gt;.)
&lt;p&gt;benim hezeyanıma geri dönelim. hakikaten gelecekte hamileyken terk edilmiş olabilirim. zamanı gelince manevi desteğinizi rica edeceğim, şimdilik maddi desteğiniz yeterli. netekim faturalar var. falan...&lt;br&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+remembering+the+future&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!170.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!170.entry</guid><pubDate>Tue, 21 Feb 2006 12:34:49 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!170/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!170.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-02-21T12:34:49Z</dcterms:modified></item><item><title>when the world was flat</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!167.entry</link><description>&lt;div&gt;Fotoğraftaki giysiler &amp;quot;when the world was flat&amp;quot; diye bir koleksiyondan. koleksiyonun yaratıcıları yazar, yönetmen ve tasarımcı daniel peddle (ki bu sıfatlar konusunda &lt;a href="http://www.jcreport.com/"&gt;jc report&lt;/a&gt;'un yalancısıyım; ancak yönetmenlik sıfatını haketmek için bir film çekmiş neyse ki) ve yine tasarımcı olan &amp;quot;partneri&amp;quot; (evet, apostroflar üzerimde politically incorrect duruyor şekercağızlarım) drew dasent. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ikili, new york senin, milan benim gezerken giydikleri pantolonların üzerine kırmızı iplikle işlenmiş şiirler herkeslerin pek dikkatini çekmiş. ama işlemeler, peddle'ın annesinin el emeği, göz nuru olduklarından avuçlarını yalamakla kalmışlar. böylece bizim ikili birkaç yıl önce when the world was flat procesini ortaya atmışlar. koleksiyonun özelliği bütün tasarımlarda elle işlenmiş nakışlar olması. Çünkü endüstrileşmeye ve globalleşmeye karşılarmış (!) ve when the world was flat ismiyle makinelerin olmadığı, insanların herşeyi elle diktiği (ve tasarımcıların olmadığı)  o şahane zamanlara gönderme yapıyorlarmış. bu arada, edebi değerlerinden emin olmasam da en azından azıcık orijinal bir fikir gibi görünen şiir işlemenin ötesinde çiçek ve yıldız gibi görülmemiş desenleri nakışlamaya da başlamışlar. şu fotoğraftaki tişört hariç basbaya çirkin görünen bu koleksiyonda fiyatlar basit işlemeli parçalar için 300$'dan başlayıp, aşağıdakiler gibiler için binlerce dolara varıyor. sanırsınız adamlar tişörtü icad etmişler. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bunları kim mi satın alıyor? tabi ki çalışmaktan aptala dönmüş japonlar! (ve param olsa belki ben, içindeki modelle birlikte gelmesi şartıyla:P)&lt;br&gt;&lt;br&gt;birileri bu yeni türeyen tasarımcı ırkına (aka yecüc mecüc), tasarımın da herhangi bir iş kadar zaman aldığını ve çoğu zaman o kadar yaratıcılık gerektirdiğini, kendilerinin seçilmiş dahiler falan olmadığını anlatsın lütfen. ya da nebleyim, ördüğü atkıları istiklal'de 10 milyona satan kadına marketing 101 dersi falan versin. son çare olaraksa, hiç diyesim yoktu ya, yaşasın ikea!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1p-qvoED6zuipmf1QOrluE450urU2lpoO75hnQyrP8-iu6eS4CSpZUoQ"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;168&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1p4AjtKAknwncN8YnK0AycYwEnl9bQVW5hM835-ZTEoPfblzLfKFnAUQ"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;169&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+when+the+world+was+flat&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!167.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!167.entry</guid><pubDate>Sun, 12 Feb 2006 16:39:08 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!167/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!167.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-02-12T16:51:33Z</dcterms:modified></item><item><title>spare us the cutter!</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!164.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;br&gt;yehu yehu! &lt;a href="http://www.bunnymen.com/"&gt;echo &amp;amp; the bunnymen&lt;/a&gt; 10 martta balans'a geliyor. 2. kez. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ilki için rock'n coke yollarına düşmüş, yağmur altında çadırsız bir gece geçirmiş, ertesi sabah minderden ayağımızı yere koymamızla çıkan vıcııjjjkkk sesiyle çamurda boğulmuş, öğlen güneşten kavrulmuştuk. öğleden sonra güneşten soyulan kırmızı burnum ve ben ve özerk ve gökçen ve onların kırmızı burunları, grubu önden izleyelim diye alana gitmiştik. o da ne? alan boştu. gönlümün headlinerlarını pek kimse siklememişti. fena da olmamıştı. gözümde belki blixa bargeld'den sonra dünyanın ikinci karizmatik adamı olan ian mcculloch efendiyle karşılıklı sigaraları birbirine ekleye ekleye en önde takılmıştık. şu an hatırladığım kadarıyla her nedense camel içiyordum. ve o gün sutyen takmamıştım. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;şu fotografik hafızam bir kere de anlamlı bir detay yakalasın. amin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pbahEqZoIcxYreOWasUZLv5SnFgc-C8MdRi44Rl47gM-6wmxe8RpxXA"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;165&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+spare+us+the+cutter!&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!164.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!164.entry</guid><pubDate>Sat, 11 Feb 2006 01:51:49 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!164/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!164.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-02-11T01:53:27Z</dcterms:modified></item><item><title>enjoy your worries, you may never have them again</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!162.entry</link><description>&lt;div&gt;geçenlerde aklını başında taşımanın zorluklarından yakınıyordum ya… geri alıyorum. niyeyse mutluyum. düşündüm düşündüm, nedenini bulamadım. heralde pms olduğum için. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;her şey 10 gün önce başladı. bir Cuma gecesi evde tek başına oturup, battaniye altına girip film izlemek istedim. hem de alkol değil, kahve değil, kola değil, çok afedersiniz yeşil çay içerek!!! konsantrasyon özürlüsü bendeniz, 6 saatlik Angels in America’ya yalnızca yeşil çayımı tazelemek için ara verdim. bir de çalan telefonlara “yok abi, ben evdeyim, çıkmıcam,” demek için. şimdi yakın zamanda mutlu olduğun bir anı hatırla deseler, koltukta üzerimde turuncu battaniyeyle uzanırken salon bitkimiz bünyaminin yandaki lambadan gelen ışıkta kumandadaki play düğmesini arayışım gelir. o derece. ama manyakça, di mi? durun daha. dahası var. &lt;br&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;pazartesi eski dergime gittim. çıkışta emre’yle yemeğe gittik.  Hem de emre’nin “aman boşver” demesiyle “tavuk” yiyerek.  emre’yi gördüm diye sevindim, tavuk yedim diye sevindim. öylesine sevinmeler değil bunlar. hakikaten zihnimde yer tutuyorlar yahu. deli miyim neyim? değilim tabi ki. sadece pms’im.  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aylardır eline geçen çöpü bile odasının yerine atan ben, odadaki eşyaların yerini değiştirdim. ve o şimdi üzerimden çıkardığım giysileri askıya asıyorum. gözlerim yaşarıyor. odanın eski halini bilenler de bu enformasyon kırıntısı karşısında şaşırmış olabilirler. daha var, daha var. &lt;br&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aslında ne zamandır çalışmak istediğim ama biraz da mesai saatleri içinde uykuda olduğumdan kıçımı kaldırıp telefon bile etmediğim bir dergiden aradılar. iş bulmuş olmama rağmen görüşmeyi kabul ettim.  görüşmeye gittiğimde mutluluktan oburluk yapıp o işi de kabul ettim. diğer işi salladım. hayvanım! ama mutluyum ulennn!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;bu cuma, cuma günlerini nasıl değerlendirmem gerektiğini anladım. formül şu: uzun bir yürüyüşle sevilen bir kız arkadaşa gidilecek, kız ofisten çıkartılıp beyoğlu’nda cuma akşamı yemeği yenecek ve sinemaya gidilecek. sinema öncesinde kahve eşliğinde bir tatlıya kaşık atılacak. geri kalan para da alkole falan değil, dvd ve kitaba yatırılacak.  kış akşamı böyle bir şey olmalı. eskiden böyleydi kış akşamlarım. sakindi. eve erken dönmeliydi. izlenilen film düşünülerek sıcak yatakta uyumalıydı. nolmuştu lam onlara?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;ama bu kez sıcak yatakta münih’i düşünemedim. zaten onu sıcak yatakta düşünmek yakışık almaz. çünkü eve girdiğim anda murat uyurkulak’ın &lt;a href="http://http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=1925"&gt;yeni romanına&lt;/a&gt; takıldım. Çok başarılı, çok başarılı. Hayır, okuyup bitiremedim, bedaş sağolsun. (şu  bir haftada sinirimi zıplatan tek kurum. ödemicem lam elektrik faturasını. götoğlanları!) şimdi de elimdeki çeviri bitince rahat rahat okumayı düşünüyorum. ama söz veremiyorum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;hah, bir de berrak var tabi. huzur topu, nur topu insan. new york’tan, bir sokak arkamdaki evine geri döndü.  sayesinde telefon çalınca “mınakoduumun telefonu” yerine, “ahaha berraktır, berrak,” diye atlıyorum. sayesinde mahallemin normalde pek gitmediğim barını da sever oldum. ama çok içmiyoruz. geçe kalmıyoruz. uyku düzenimizi bozmuyoruz. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;şimdi diyeceksiniz ki bu ne biçim pms. ben de öyle diyorum. bir sinir, bir stres arıyorum, ama yok! laf sokasım yok, dağıtasım yok. şu an bir sigara yakasım bile yok. su içiyorum ekran karşısında, suuu. yeşil çay bile değil. uykum kaçmasın diye. bir de boğazlı kazak giyiyorum. hani benim kokainim, hani zenci popom. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;böyle bir aile filmi, bir içkisiz lokanta, bir trt pazar konseri tadında bir insan oldum. acaba takvimi mi şaşırdım?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;not: yalnız, kurtlar vadisi gösterimdeyken fitaş’tan uzak durmakta fayda var. etrafı 15-25 yaş arası tespihli çocuklar sarmış. kurtlar vadisinden çıkıp da, kendilerini en polat alemdar hissettikleri dakikalarda korkutucu olabiliyorlar. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;not 2: fitaş'taki sir winston tea bistro'ya gidin. servis nasıl yapılmaz görün. hele bir de garson kız var ki, evlere şenlik. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ben: hangi tatlıyı tavsiye edersiniz? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kız: bir tatlı var, böyle pasta. içinde de frambuaz var. ama ismini unuttum. neydi ya? en tazesi o. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ben: (menüye bakarak) hmm ismi frambuazlı pasta olmasın sakın?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kız: bilmem ki.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;damla: iyi, bir dilim frambuazlı pasta alalım bir de 2 çatal. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kız: paylaşacaksanız brownie yiyin. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;damla: yok biz pasta... &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kız: brownie!!!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ben: pasta istiyoruz. frambuazlı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kız: bence siz brownie yiyin&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;biz:???&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kız: brownie di mi?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+enjoy+your+worries%2c+you+may+never+have+them+again&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!162.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!162.entry</guid><pubDate>Mon, 06 Feb 2006 00:34:45 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!162/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!162.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-06-14T08:48:55Z</dcterms:modified></item><item><title>man buys neck</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!160.entry</link><description>&lt;div&gt;john lurie'yi bir filmde görmeyeli yıllar oldu. gördüysem bile bir köşede saksafon çalmıştır, kaçırmışımdır. grubu the lounge lizards bir şekilde ilgimi çekmiyor. yazıp yönettiği fishing with john'un bölümlerini bir yerden bulsam dedim, ona bile üşendim (ki dizi için &amp;quot;cousteau on LSD&amp;quot; diye bir tanım yapılmıştı ki, hmm leziz olsa gerek, ama kim uğraşır...). &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yani john lurie şu hayatta tamamen anlamsızca sevdiğim figürlerden biri. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;uzun süredir lohn lurie'nin bilgisayarıma nasıl girdiğini bilmediğim ve muhtemelen girdiği tarihten beri birkaç formattan sağ çıkmış, hatta kendisini sağa sola, olmadık yerlere kopyalamış bir resmiyle boğuşuyorum. boğuşuyorum çünkü, dedim ya, elimi attığım her dosyadan çıkıyor. ve beni çok güldürüyor. tablonun adı: &lt;em&gt;man buys neck for $5&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pb2IwSygXXrS5p6UQ4GisLVwK6NlSI31y7qrMCRYqan1cbXoMU35Z_A"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;161&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+man+buys+neck&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!160.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!160.entry</guid><pubDate>Sun, 29 Jan 2006 23:28:36 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!160/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!160.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-29T23:30:12Z</dcterms:modified></item><item><title>like ceasar needs a brutus</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!152.entry</link><description>&lt;div&gt;
&lt;p style=""&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#000000" size=1&gt;zor zamanların ardından gelen iyileşme dönemlerinden nefret ediyorum. aylarca yırtınıp en sonunda vazgeçmeye karar verdiğin anda taşlar kendi kendilerine yerine oturmaya başlıyor. adrenalin madrenalin hak getire tabi. bütün o sevmediğim zamanı baştan alalım lütfen. Aklını başında taşımak zor işmiş. &lt;/font&gt;
&lt;p style=""&gt;&lt;font face="Tahoma,Helvetica,Sans-Serif" color="#000000" size=1&gt;&lt;br&gt;Demem o ki, hayat bizi nerelere sürüklüyor, hala bir zenci götünden kokain çekmişliğimiz yok! (bu metaforu, metaforun metafor olmadığı zamanların hatırına, begüm’e ithaf ediyorum)&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+like+ceasar+needs+a+brutus&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!152.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!152.entry</guid><pubDate>Wed, 25 Jan 2006 02:08:27 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!152/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!152.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-25T02:08:27Z</dcterms:modified></item><item><title>feed him to the lions!</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!148.entry</link><description>&lt;div&gt;hürriyet'te ahu tuğba'yla geçen sene yapılan bir &lt;a href="http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~1@nvid~551951,00.asp"&gt;röportaja&lt;/a&gt; rastadım. aslında ahu tuğba ve nuri alço'nun ünlü röportajı. ilk seferinde &amp;quot;nuri çok güzel tokat atar. nuri, çaksana bir tane görsün!&amp;quot; kısmında elimden gazeteyi fırlatmış olmalıyım. okumadıysanız &lt;a href="http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~1@nvid~551951,00.asp"&gt;okuyun&lt;/a&gt;. üşenmeyin. &lt;a href="http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~1@nvid~551951,00.asp"&gt;okuyun&lt;/a&gt;! &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;soru şu: O dönem para kazanamadıklarını söylerler. Siz para kazandınız mı? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;yanıt: &lt;em&gt;Çok paralar kazandım. Ayı aldım, deve aldım, aslan aldım, daire &lt;/em&gt;&lt;em&gt;fiyatlarına kürkler aldım. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;evet, nasıl yani?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;neyse, en azından aslanın açıklaması sonradan geliyor: &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;em&gt;Kocamı yesin diye bir aslan aldım. Ama aslan kocamı yiyemeden öldü &lt;/em&gt;&lt;em&gt;maalesef. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;ben banu alkan'dan vazgeçtim. geç verilmiş bir karar da olsa kahramanım ahu tuğba'dır artık. zavallı aslancık biraz daha dayansa, ahu tuğba sherlock holmes karakteri gibi kadın olcakmış.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+feed+him+to+the+lions!&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!148.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!148.entry</guid><pubDate>Thu, 19 Jan 2006 20:44:48 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!148/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!148.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-19T20:45:13Z</dcterms:modified></item><item><title>update</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!146.entry</link><description>&lt;div&gt;birkaç gündür hayat sersemca akıp geçiyo. yine de naptım diye düşününce bişiler çıkmadı değil:&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;-geçen günlerde sabahın köründe bir yaygarayla uyandım ki ne göreyim. aylardır birbirlerine etmediklerini bırakmayan oscar ve salem yatakta tüm güçleriyle anırarak fiki fiki yapmıyorlar mı? faaliyet günlerce evin her yerinde, saat ayrımı yapmaksızın devam etti. sinirim bozuldu &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;tabi, ama taktir etmeden de geçemedim. sen aylar önce azıp, evde burnunun dibinde duran erkeğe kısır diye yüz verme, her yanına yaklaştığında patakla, hayvancağızın gözleri önünde komşunun kedisinden çocuk peydahla, bir de o çocukları evin sahibelerine baktır, sonra &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;birden bire güvenli seksi keşfet. (ev sahibelerin de kucaklarında yavru kedilerle avuçlarını yalasın) oscar da az gurursuz değilmiş, 3 yıllık erdemli buda duruşunu iki mıymıya feda etti eşek! &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;neyse, bu iki cimcime evde aşk yaşayadursun, çocuklar da oscarı role model bellediler, fiki fikiden arta kalan zamanda birlikte oyunlar oynadılar falan. oscar da erkek olduğunu fark etti, hatta sağa sola koku bırakmaya bile çalışıyo, nafile tabi (he he he). &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;aktiviteye daha fazla dayanamayan bizler (özel olarak istem) vaktinin geldiğini düşünerek geçen hafta sonu salemi kısırlaştırdık neyse ki. hayat hemen hemen normale döndü. salem yine oscardan nefret ediyor. oscar ne yazık ki kendine gelmiş olduğu için yavrulara göz dikti, neyse ki o vücutla hızlarına yetişemiyor. bir aşk daha &amp;quot;yanlış zaman, yanlış kedi&amp;quot; mevhumundan böyle son buldu işte. oh canıma değsin!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;-şeker-çikolata yemeden bir bayram daha geçti ulen!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;-saç rengi ve uzunluğu konusunda inceden inceye ciddi bir ırkçı olan bendeniz, saçlarını koyu renge boyattı ve kestirdi. &amp;quot;ahahaha klasik kadın tribi işte&amp;quot; gibi cosmopolitan ve esquire inceliğinde analizlere soyunanlara öncelikle &lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=DZ82TU477S6S05VMYQXT"&gt;şu kitabı&lt;/a&gt; öneriyorum. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;- hamdi koç'un beklenen kitabı çıktı. ben de kitabı aldığım gibi hazır da uykusuzken sabah 4-7 arası gibi bir saatte okudum. zaten 118 sayfa bişi. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;şimdi ben bu hamdi koç kişini elele'ye bir makale yazsın diye geçen baharda aramıştım. bana son romanını yazmak için ertesi gün yurt dışına uçacağını söylemişti. ben de iyi dileklerimle kapamıştım telefonu. 3 gün sonra &amp;quot;esin hanım, a.l. kennedy çevirinizi bugün the marmara'nın &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;cafesinde okudum&amp;quot; die başlayan bir mail göndermişti. işte bu yüzden ben hamdi koçu böyle yaramaz, böyle haylaz, böyle nanikçi bir insan olarak biliyorum. yazarlığını da buna uyarlamak mümkün. sağ gösterip sol vurabilen bir yazar kendisi. itiraf etmeliyim ki ilk bölümde akılda kalıcı birkaç pırıltılı tespiti saymazsak &amp;quot;ah, bu da tuna kiremitçi sıradanlığında, ahmet altan bayalığında bir adam olmuş&amp;quot; demedim değil. ikinci bölümse o birkaç pırıltılı sandığım tespiti de yerle bir ederek, üstelik romandaki en zayıf, en hasta karaktere, dönüm noktası olan lafı (benim oğlum sevmeyi bilmez. babasının annesini sevdiğini görmedi &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;çünkü.) söyleterek bana sabahın 7'sinde tam da aradığım türden bir katarsis yaşattırdı.  (yine de hiç okumamışlar bu kitaptan başlamasın.) &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;üzerine kafa yorulabilecek bir soru da çıktı: meme seven erkeklerin olayı nedir?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;şimdi düşününce, büyüyüp de (?? yaşlanıp da? konsantrasyonunu kaybedip de? beyninin bir kısmını geçmişte bırakıp da?) yüksek edebiyat takıntısından uzaklaşmamın bayrağı olabilir bu hamdi koç. (nick hornby ile birlikte) elimde değil, seviyorum, sevmekten de rahatsız oluyorum inceden. umarım sinan çetinleşmez, forbes'a &amp;quot;nişantaşı imparatoru&amp;quot; diye kapak olmaz. olursa da olsun. bana ne. aman be.iş bankasından doğana geçişine de içerledim &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;zaten, bana noluyosa. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;-uzun zamandır istediğim gibi kafalar bir milyon tabusu oynadık. tabi tabu diyaloglarından hiçbirini aktaramıyorum-tabu oynadığımız bile şimdi aklıma geldi. ama biz çok eğlendik. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;-nurtopu gibi mide problemi sahibiyim. hayırlı olsun. bayramdan sonra mideme hortum sokulucak. dahiliyeciye gitmişken bir psikiyatriste de uğradım. sözde kötü gecen gecelerden bahsedicem. bahsettim de ama nedense konuşma bir iş görüşmesi havasında geçti. 90 milyon bayıldım. midem kötü olduğu için kadının verdiği hafif uyku ilacını denedim, ancak 3-4 votkayla biraz işe yaradığını gördüm. kadına nanik yaptım. bayramdan sonra kapısına dayanıcam. belki de danaymayacağım. üşeneceğim. üfff. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;-bayram süper bişi! normal bir hayat yaşamadığım için suçluluk duymuyorum. ben de sonunda herkes gibi oldum, çünkü herkes tatilde. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;-az önce 80630'da &amp;quot;&lt;em&gt;yanlış kullandıımız kelimeler&lt;/em&gt;&amp;quot; die bir başlık açıldığı görüldü. ilk giriş olan &lt;em&gt;&amp;quot;şarz&amp;quot; nedir abi yaa nedir &amp;quot;şarz&amp;quot;? uyuz oluorum bi de &amp;quot;deşarz&amp;quot; dienler war onlara bişi demiorum zaten&lt;/em&gt; lafına çok gülündü. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;-hadi 607'ye gidelim??! gidelim!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1p3mQba98h97Ye70SVL2eCizWjj9WlMDzUkjqSVJajdQK-x6nI_Caoqg"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;147&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+update&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!146.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!146.entry</guid><pubDate>Fri, 13 Jan 2006 23:50:13 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!146/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!146.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-14T00:03:18Z</dcterms:modified></item><item><title>zombileşsem muntazaman</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!142.entry</link><description>&lt;div&gt;derin bugün bana paul broks diye bir nöropsikoloğun &lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=RPR778N2D26YG42TW8UG"&gt;sessiz ülkeye doğru:nöropsikolojiye yolculuk&lt;/a&gt; denilen kitabını önerdi- ki kendisinin kitap önerilerini genellikle ciddiye alırım. (başka önerilerini de ciddiye almaya niyetli olsam da, nedense derin hep kitap önerir.) arka kapak yazısı okuyunca biraz daha araştırdım ve kitabın ilk bölümünden bir &lt;a href="http://books.guardian.co.uk/firstchapters/story/0,6761,1072106,00.html"&gt;alıntıya&lt;/a&gt; ulaştım. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;adamın anlattığı deneyimler arasında birisi özellikle ilgimi çekti. Broks (psipsikolog) bir kadınla görüşmeye gidiyor. kadın buna (bu=broks) kızının düğün fotoğraflarını gösteriyor. görüşmenin bir noktasında adam, kadının ikinci kahve önerisini reddederek evden çıkmaya yelteniyor, ama kadın bunu kolundan tutuyor. odada ifadesiz bir yüzle dolandıktan sonra mutfağa gidiyor. adam da peşinden. kadın su ısıtıcısına su koyuyor, ama düğmesine basmıyor, raftan fincan çıkartıyor. bu arada mutfakta yanında duran adamın farkında gibi ama aslında adamı ne duyuyor, ne de görüyor.sonra fincanlara soğuk suyu doldurup salona geri dönüyor, fotoğraf albümlerini göstermeye kaldığı yerden devam ediyor ve bardaklardaki soğuk suları görene kadar neler olduğunu anlamıyor. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;hikaye, kadının epilepsi nedeniyle arada bir tamamen bilincini yitirmesi. ilginç olansa bilinci kapandığında bedeninin hemen hemen tutarlı şekilde günlük işleri yapmaya devam etmesi. buna otomatizm deniyor(muş). ve en azından ingilterede bu durumda cinayet işleyen birisi, ceza almayabiliyormuş. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;broks bu insanlara zombiler diyor. sıradan insanlar gibi davranıyorlar, otobüse biniyorlar, dans ediyorlar, gülüyorlar vs. bedensel işlevleri yerinde, beyinleri davranışlarını da kontrol ediyor, ama bilinç diye bir şeyden söz edemiyoruz. uyurgezerler aslında. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kadın, 2 kızının düğününde de bulunmuş, ama birisini hatırlıyor, diğerini hatırlamıyor ve bunun haksızlık olduğunu düşünüyor. fotoğraflarda var, kimse bir sorun olduğunu fark etmemiş de. aslında aradaki farkı kimse anlamadığına göre, bu durumun ne önemi var?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;arada broks şahane bir dilekte de bulunuyor: keşke bir düğme olsa da, zor günlerde düğmeye basıp, bedenimiz günlük davranışlarımıza devam ederken biz zombi olsak ve hiçbir şey hatırlamasak. hastalandığımızda ya da canımız sıkıldığında düğmeye bassak? sonra önceden ayarlanmış bir uyarı, mesela televizyonda maç başladığında bizi kendimize getirse? dünya zombilerle dolu olsa. hayat bayram olsa. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;tabi bu beyinle, hayata geri döndüğümde kendimi banu alkan olarak bulma riskim var mıdır acaba? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pXpOdfbGtAGSzGz-pqqS9tJrYgnw_aq13nDOQbz1fCFnxGlDpTK92LqnkWkV8HbLt"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;143&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+zombile%c5%9fsem+muntazaman&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!142.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!142.entry</guid><pubDate>Mon, 09 Jan 2006 00:51:04 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!142/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!142.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-09T01:17:24Z</dcterms:modified></item><item><title>absent friends, la la laa, la la laaa</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!139.entry</link><description>&lt;div&gt;attila ilhanı da anarak, koleji, şehirli vs  kadınlar ( bir çift blahnikim olsa şurda sex and the city kadını olmaz mıydım göğsümü gere gere? ) hayatında nihai mutluluğu yine şehirli, kolejli, eski ve gay arkadaşlarında bulabilirler mi? &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;özet:&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font color="#545454" size=3&gt;
&lt;p&gt;secret heart says:&lt;/font&gt;&lt;font face="Lucida Grande" size=3&gt;
&lt;p&gt;guldurduuuum
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;/font&gt; 
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;gayler sürekli bir taraflarına kazık sokulmuş gibi gezmediklerine göre, hayattaki tüm tatsızlıkların nedeni biz kadınlar mıyız?&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;yoksa iş, en sümüklü dönemlere dayanan dostluklarda mı?&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;kolejlilikte mi?&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;şehirlilikte mi?&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;hiçbiri?&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;hepsi?&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;(konu açılmışken az giyilmiş manolo blahnik, choo, ferragamo, zanotti, magli , gucci vs. &lt;a href="http://www.ebay.com/"&gt;ebay&lt;/a&gt;'de &amp;gt;100$'a gani gani. sana noluyo derseniz, stiletto üzerinde yürüyebilen bir insanım. lakin zıplayamıyorum. tek derdim budur. valla. yanlış tanımışsınız beni.)&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tkfiles.storage.live.com&amp;#47;y1pwCXh4EGRLZo2Q7ifzsM-oZyk5DfbC3APz8uYX_XASE-t07PQ4OfgZP6OwQLCWVaS"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;488C7B3B05B28875&amp;#33;144&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5227688760899176565&amp;page=RSS%3a+absent+friends%2c+la+la+laa%2c+la+la+laaa&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=kamichas.spaces.live.com&amp;amp;GT1=kamichas"&gt;</description><comments>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!139.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!139.entry</guid><pubDate>Sat, 07 Jan 2006 01:29:56 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://kamichas.spaces.live.com/blog/cns!488C7B3B05B28875!139/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!139.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-01-09T00:52:02Z</dcterms:modified></item><item><title>untitled</title><link>http://kamichas.spaces.live.com/Blog/cns!488C7B3B05B28875!138.entry</link><description>&lt;div&gt;2005 yılbaşında annemle babam istanbulda değildi. yanlarına gitmeyi de aklımdan bile geçirmemiştim sanırım. 1 ocak sabahı uyumaya çalışırken belki de bir daha hiçbir yılbaşını annemle geçiremeyeceğimi düşünmüştüm. sonra da yok canım, demiştim. bu yılı atlatacak. 2006'ya birlikte gireriz, diye plan yapmıştım. istanbul'da oluruz. çam yerine benjamin'i süsleriz. etiler mangal'dan hazır hindi alınır. annem televizyondaki yılbaşı programlarından hiçbirini beğenmez. aman kapat şunları yücel, diye bağırır. ben gerilirim. portakal falan soyulur. abimle ben şarap içeriz, annem üzüm suyuyla yetinir. abimle birlikte anneme birazcık şarap içirmeye çalışırız, hatta içiririz de. bu zamandan sonra ne zararı olacak diye. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;herhalde annem de son yılbaşında bizden uzakta aynı şeyleri planlıyordu. ya da son yılbaşı olduğunu biliyordu da, yine bize çaktırmıyordu. keşke biraz daha az güçlü kadın olsaydı diye düşünüyorum bazen.  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bugün eve dönerken kapıcının karısı ev sahibimizin öldüğünü söyledi. içinde bol bol allah, huzur, rahmet ve amin kelimeleri geçen bir konuşma yaptık karşılıklı. sonra duymaktan tiksindiğim lafı söylerken buldum kendimi: &amp;quot;eh canım, hastaydı adamcağız. kurtulmuş.&amp;quot; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kafama sıçıyım! &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;bu yılbaşını kutlarken annem aklıma bile gelmedi. o yüzden birkaç gündür günah çıkartıyorum. zihnimdeki filmleri ve fotoğrafları topluyorum. bu da böyle bir yara; insan iyileştiği için suçluluk duyuyor, huzurlu olmak için de arada bir kanatması gerekiyor. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;zamanında ergenlik bunalımları içinde kıvranırken anneme &amp;quot;hepimizi duygusal özürlü yetiştirdin&amp;quot; diye çıkıştığımı hatırlıyorum. yine kafama sıçıyım! (aynı dönemde anneme olan hislerimi kendisine &amp;quot;eh, 15 yıldır aynı mekanda yaşadığımız için seni seviyorum tabi ki&amp;quot; diye anlatmaya çalışıp, sonra niye sinirlendi bu kadın diye şaşırdığımı da hatırlarım ki, duygusal özürlülüğün 15 yaş hali bambaşkaymış gerçekten)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;halbuki &amp;quot;annesinin kızı&amp;quot; olarak anılmaktan ve dolayısıyla daha birsürü anneme çektiğim yönle birlikte buzdağı duruşumdan salakça bir gurur duyarım. yine de annemin hastalığı, ölümü, sonrasında katılmak zorunda zorunda k